Yalnızlığın Kiracıları
Yağmur vuruyordu eski apartman camlarına;
şehir, geceyi ağır ağır içine çekiyordu.
Bir sokak lambasının altında durmuştu yalnızlığım,
cebindeki son sigara gibi kırgın,
suskun ve uzun bir kışa benzeyen yüzüyle.
İnsanlar geçiyordu birbirinin içinden;
kimse kimseye gerçekten değmiyordu artık.
Kalabalık büyüyor,
samimiyet küçülüyordu bu şehirde.
Bir zamanlar mektup kokardı beklemek;
şimdi ekran ışıkları düşüyor yüzlere.
Mesajlar hızlı, insanlar aceleci,
duygular ise eksik bırakılmış cümleler gibi yarımdı.
Bir dost sesi arıyordu insan geceleri,
ama herkes biraz kendine kapanmış,
biraz yorgun, biraz unutmaya meyilli…
Ve en çok da dinlemeyi kaybetmişti dünya.
Ben hâlâ eski şarkılarda yaşıyorum biraz.
Gece yarısı radyolarında,
çatlak bir sesin içime dokunduğu o anlarda.
Bir fincan çayın buharında görüyorum geçmişi;
aynı masada eksilen yüzleri,
yavaş yavaş uzaklaşan dostlukları.
Oysa ne çok inanmıştık birbirimize bir zamanlar;
şimdi herkes başka bir yalnızlığın kiracısı.
Şehir büyüdü belki,
ama insanın içindeki boşluk daha da büyüdü.
Neon ışıkları altında yürüyen yüzler
kendilerini saklıyor vitrinden vitrine.
Bir pencerenin ardında tek başına oturan adam,
bütün kenti sırtında taşıyor sanki.
Çünkü bazı geceler insan,
yalnız odasında bütün dünyayı düşünür.
Ve ben anlıyorum artık;
zaman sadece yaşlandırmıyor insanı,
biraz eksiltiyor da.
Eski kahkahalar soluyor duvarlarda,
anıların üstüne ince bir toz çöküyor usulca.
Ama yine de içimde küçücük bir sıcaklık kalıyor:
Belki bir gün,
birisi gerçekten “nasılsın?” diye sorar diye.
İşte bu yüzden kırgınım biraz;
ama tamamen vazgeçmiş değilim insanlardan.
Çünkü en karanlık gecede bile
uzakta bir pencere ışığı yanıyorsa,
dünya hâlâ kurtulabilir sanıyorum.
Ve insan, bütün bu gürültünün içinde bile
bir tek gerçek sesi arıyor ömrü boyunca:
Kendini anlayacak başka bir kalbi.
MAK
#şiir #herkes
